| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )
Burada yer alan yorumların sorumluluğu yorum sahiplerine aittir.Bu blogun görüşlerini değil direk yorum yapan kişilerin görüşlerini yansıtmaktadır.Ve bu yorumlar internetten çeşitli sitelerden derlenilmişlerdir... Burada yer alan yorumlardan dolayı blogumuz hiç bir sorumluluk üstlenmemektedir.Gerekli hallerde yorum sahipleri veya ilgili kişilerin müracatları sonucu herhangi bir yorum blogdan silinecektir...

YORUMDAR

29 "kız" etiketi kullanan gönderi (sayfa 1)"kız" etiketi kullanan diğer içerikler resimler , videolar

Okullarda ibadet hakkı tasarısı YORUMLAR

düşünülüyorsa ozaman bunun amacının ne olduğunu anlayamıyormusunuz. kamuda özelde insanlar günde 9-10 hatta 12 saat çalışmak zorunda kalabiliyorlar.bu zaman zarfında ibatedlerini yapmak için zaman ve mekan ayarlanmalı. ancak okullarda bırakın çocuklar ilim öğrensinler. ülkeye yararlı olmayı öğrensinler. işinize geldiğinde avrupayı örnek alın gelmeyince ecnebi cavur diyin. olmaz. lütfen diiaktlice düşünelim

Ozan Dülgeroğlu - haber7.com okuru

Okullarda ibadet hakkı tasarısı YORUMLAR

Yeter Ya

Okul ile ibadethane ayrı ayrı kavramlardı zati dini temsilen dins dersleri burada gösterilmekde olup şeriata ilk adımı akp bağıra bağıra bunu yapmakdatır. Bizi Kapatamazlar gibi bi hisse kapanıp inadına yanlış bi adımı hala atmaktadır. Türbanı soktu çıkardı şimdi camiyi sokup çıkartmaya çalışacak apaçık ve nettir bu gündemi başka yere süreklemek istedikleride ap açık milletin inançlarını düşüneceğine ülkedeki durumu göz önünde bulundursun bu kadarına pes artık yeni bi kriz kapıda millete hayırlı olsun

Hakan altan - Haber7.com okuru

Okullarda ibadet hakkı tasarısı YORUMLAR

Az önce Cuma namazındaydım. Cuma fetvasının konusu yangınlardı. Yahu bırakın da herkes işini yapsın. Camiye gidiyorsun, ilim-bilim anlatılıyor, okula gidiyorsun din anlatılıyor. Her şey yerinde yapılmalı. Ben hristiyanların okula haçıyla gireceği bir okulu kabul etmiyorum.

Düşünen türk - haber7.com okuru

Okullarda ibadet hakkı tasarısı YORUMLAR

Birileri Böyle yaparak dığerlerını karsılarına alarak Bızlerı mazlum bır hale donusturerek

Sonra uzerımızden sıayset yapmaya calısıyorlar.Artık Dınınızle sıyaset gudenlerı engelleyın.Onlara ımkan vermeyın.Engın temız Kımse namaz kılınmasın demıyor kı.BAkın sıze bır sey dıyım.Unıvesıtelerın bır coğunda ozellıkle sınıflarda ATATURK ve TURK bayrağıda Goremezsınız.Unıversıteler bellı bır kesmı ağırlamaz.Sız hala sıyaset derdındesınız.İslam dını hepımızın yaşayalım yaşatalım.Vatan sevgısını MHP ye bırakmadığınız gıbı Dını yasayısımızıda AKP ye bırakmayn.Butun değerlere sahıp cıkın.Ama aklı selım olark

Orhan kurtaran - haber7.com okuru

Şimdi de okullarda ibadet hakkı tasarısı çıktı.

Halkın gerçek gündemine dönmesini istemeyenler halkımızı oyalayacak yeni bir konu buldu.Henüz yenice bir anayasa mahkemesi sürecinden kıl payı fark ile çıkmamıza rağmen hala din üzerinden siyaset anlayışının değişmemesi çok düşündürücü... 

Edibe Sözen'in hazırladığı "Gençleri Koruma Yasası"nda Avrupa'daki gibi okullarda ibadethane açılması kısmını öne çıkartıp, kaşıyayarak krize dönüştürmek isteyen zihniyet yasayı bu maddeye indirgerken, okullarda ibadet hakkının Türkiye'de uygulanamayacağını savunanlar da var. Sorun da size komik gecelecek ama kabaca özetlersek, "abdest ve Namaz'ın Avrupa Standartlarında bir ibadet olmaması".  

Nagehan Alçı'nın köşe yazısı

Muhafazakâr bir toplumuz. Daha doğrusu geleneklerimize bağlıyız. Din bir çoğumuzun hayatında önemli bir yer tutuyor. Ancak buna rağmen AKP Genel Başkan Yardımcısı Edibe Sözen’in hazırladığı ‘Gençleri Koruma Kanun Tasarısı’ epey gürültü çıkaracak gibi görünüyor.

* * *

Öncelikle kısaca meseleyi hatırlatalım: Efendim, Edibe Sözen bir yıl boyunca uğraşmış, didinmiş, Almanya’daki yasaları incelemiş ve bir tasarı hazırlamış. Bu tasarıyı önceki gün Devlet Bakanı Murat Başesgioğlu’na sundu. Tasarının çok tartışılacak maddeleri var. Bunların içinde en önemlisi okullarda, farklı inançlara uygun ibadethaneler açılması.

* * *

Kahvaltıda laiklik kaygısı içip, akşam yemeğinde şeriat kâbuslarını ısmarlayanlar için biçilmiş kaftan bir madde bu. Şimdi tüm ‘laikiz ve laik kalacağız’ andı içenler bu maddenin üzerine klasik argümanları ile gidecek ve yine hükümetin popülist argümanları ile geri püskürtüleceklerdir. Oysa meseleye öncelikle biraz evrensel bakmakta fayda var.

* * *

Okullarda ibadet meselesi Batı dünyasını da uzun yıllardır meşgul ediyor. AB ülkelerinde özellikle son yıllarda Müslüman göçmenlerin seslerinin daha çok çıkması ile ‘okullarda namaz kılınabilir mi?’ tartışması başladı. Almanya’da geçtiğimiz yıl içinde bir öğrenci ibadet etme hakkını istediği gerekçesiyle mahkemeye başvurdu. Mahkeme öğrencinin, okulda günde bir kez olmak koşuluyla namaz kılabileceğine, okul yönetiminin kendisine yer göstermesi gerektiğine karar verdi. Normalde Almanya’daki devlet okullarında öğrenciler için ibadet saati bulunmuyor.

* * *

Diğer AB ülkelerine bakarsak... Fransa, İsveç, Lichtenstein, Estonya, İzlanda, İtalya ve Portekiz’de okullarda ibadet edilmiyor. Malta, Yunanistan, Avusturya, Kıbrıs Rum Kesimi ve İngiltere’de ise eğitim süresi içinde okullarda dua vakitleri var.

* * *

Ancak konu hala birçok Avrupa ülkesinde büyük tartışmalara yol açıyor. Örneğin 1995’te Almanya’nın Karlsruhe kentinde mahkeme, okullarda haç takılmasını yasakladı. Gerekçe olarak da haçın öğrencinin iç dünyasını etiketleyeceği gösterildi. Ancak aynı Alman yargısı 2003’te bir Müslüman öğretmenin okulda türban takma isteğini kabul etti. Gördüğünüz gibi dinin okullarda yaşanması ve yansıtılması konusunda bir fikir birliği yok.

* * *

Gelelim Amerika’ya... Orada da tartışma sürüyor. 1948’de ABD Temyiz Mahkemesi ‘devlet ve din işlerinin birbirinden ayrılması’ prensibini gerekçe göstererek okullarda duayı kaldırdı. 1962’de bu kararını ‘okullarda ibadet anayasaya aykırıdır’ diyerek pekiştirdi. 1963’te okullarda İncil okumak yasaklandı.1980’de ise mahkeme Hıristiyanlığın 10 Emrini okul duvarlarına asmayı anayasa ihlali gördüğünü açıkladı.

* * *

Amerika’daki devlet okullarında durum böyle. Bu yüzden muhafazakârlar arasında ateşli tartışmalar sürüyor. Bir kısım çevreler çocuklarını istedikleri gibi bir inanç eğitimi almaları için özel okullara yolluyor. Bu tepkilere ise liberal çevreler karşı çıkıyor ve okullarda inanç ibrazı ve uygulanmasının etiketleme olduğunu, dolayısıyla insan haklarına aykırılık teşkil ettiğini ileri sürüyorlar.

* * *

Edibe Sözen’in Türkiye’deki okullarda ibadethane açılmasını öngördüğü kanun tasarısını bu karşılaştırmalar eşliğinde tartmakta fayda var.

* * *

Öncelikle hatırlayalım: Yukarıda bahsi geçen ülkelerin tümünün halkı Hıristiyan. Tabii ki göçmen olarak gelen ya da kuşaklardır oralarda yerleşik diğer inanç grubunda insanlar da bu coğrafyalarda mevcut ancak çoğunluğu göz önünde bulundurmamız gerek. Hıristiyanlıkta dua İslam’da olduğu gibi günde 5 kez, belli saatlerde yapılmıyor. Saatleri esnek, abdest-namaz gerektirmiyor. Kısacası salt pratik açıdan baktığımızda Müslüman öğrencilere ibadet imkanı sağlamak daha çetrefil.

* * *

Her şeyden önce ibadet imkanı sağlamak 5 vakit (okul vakti içindeki süreye göre 1-2 kez) namaza müsamaa göstermek demek. Bu da ders saatlerinin altüst olması anlamına gelir. Yalnızca bu kadar da değil. Zaten etnik ve geleneksel baskının altında büyüyen, bu ülkenin vatandaşı olan ama Müslüman olmayan ya da Müslüman bir aileden bile gelse ibadet etmeyen öğrenciler namaz vakitlerinde ne yapacak? Kendilerini yalnız hissetmeyecekler mi? Bu psikolojik bir baskıya yol açmayacak mı?

* * *

Peki ya abdest meselesi? Okul tuvaletleri ayaklarını lavaboya sokan öğrencilerden geçilmezse ne olacak? Bir süre sonra ayakkabıyı, çorabı çıkarmak zor deyip terlikle okula gelmeye kalkan olursa okul yönetimi ‘abdest var ama terlik yok’ mu diyecek?

* * *

Kısacası Sözen’in önerdiği ve bazı Hıristiyan ülkelerde çok daha rahat uygulanır olan ibadet meselesi zaten başından beri din ile bir türlü doğru elektriği yakalayamayan bizim toplumda iyice gerginlik yaratır. Bari laiklik, türban derken elektrik teli gibi gerilen yetişkinlerin arasına çocukları da katmayalım...

* * *

Bütün ülke din motifli iç sıkıntılı meselelerden fenalık geçiriyor. Üniversitelerin türban nedeniyle yaşadıkları ortada. Şimdi sıra çocuklara mı geldi? Siz hiç alenen dinin girdiği ve politikleştirilmeyen bir alan gördünüz mü? Hayal kurmayı bırakın!

nagehan@nagehanalci.com

(Akşam)

Kuran kursu faciası

18 cana mal olan Kur’an kursu faciasının düşündürdükleri
 
3 Ağustos 2008 günü Konya’nın Taşkent İlçesi’nin Bağcılar Beldesi’nde izinsiz açılan Kur’an kursunun çökmesi sonucu ölen 17’si kız çocuğu 18 kişinin enkaz altında can vermesinin sorumluları aranırken, ölen çocukların ana-babaları kamuoyu önünde şu mealde konuşabilmişlerdir:

“Onlar Kur’an öğrenirken öldüler, şehit oldular. Dans ederken ölmediler. Biz bu ölümler için üzülmüyoruz; mutluyuz. Herkes kendi işine baksın.”Şu kafaya bakın! Sanki ölüm sırasında dans etmemek şehitliğin garantisi. Ve sanki dans edenler dinsiz imansız ölüp gidiyorlar. Şu nasipsizliğe, şu İslamdışılığa bakar mısınız! İşte din adına öne çıkan insanlar bunlar. Bunların aldatılmaktan kurtulmak gibi bir niyetlerinin olduğu söylenebilir mi? Bunların İslam’dan nasiplerinin olduğu söylenebilir mi?  Bunlar önce, ‘Allah’ın verdiğine itiraz edilmez; doğurabildiğiniz kadar doğurun’ diyenlerin Allah ile aldatmalarına kanarak ha bire doğurmakta, sonra da çocuklarını bedava bakılsınlar diye ‘Kur’an kursu’ yaftalı cehalet ve hurafe merkezlerine teslim etmekteler. Geçmiş yıllarda ekranlara yansıyan rezaletlerden gördük ki, bu çocukların bazen ırzlarına musallat olunmakta, bazen de canları gitmektedir. Her iki halde de, eleştiri getirenlere söylenenler hazır: “Kur’an’dan rahatsız mı oluyorsunuz?” Dinin insan ve kutsal değerler aleyhine hayasızca kullanılmasından şikâyetçi olan insanlara daha ilk anda söylenen bu aforoz cümlesi, tarihin en namussuz sloganlarından biridir.  En namussuz ve en dinsiz…Bundan daha kahır verici olanı ise şudur:  Bu aforoz cümlesini sadece Allah ile aldatma tezgâhının öncüleri değil, bazen, tasallut ve ölümlerden zarar görenlerin aileleri de (elbette ki, bilmeden, anlamadan, temiz niyetle) telaffuz etmektedir. Böyle olunca da kimsenin ağzını açmaya mecali kalmıyor.  Allah ile aldatma tezgâhı işte böyle işleyen bir tezgâh! Tarihin en zalim, en hayasız, en sinsi ve en şeytanî tezgâhı. Bu tezgâhın oyununa gelmiş insanlar Allah ile aldatan siyaset simsarlarına oy verip onları iktidar yaptıklarında bu sistemin adı demokrasi, bu iktidarın adı demokratik iktidar mı olacak?  Allah ile aldatmanın açtığı bela işte böylesine korkunç bir beladır. 

Allah ile aldatma basınının bu korkunç olay üzerine takındığı tavır da ayrı bir insanlık faciasıdır. Bu utanç verici tavrın eleştirisini, bir zamanlar, Allah ile aldatma ekiplerinin çok saygın isimlerinden olan gazeteci Ahmet Hakan Coşkun’un kaleminden bir ibret tablosu halinde izleyelim:

 “Dinle beni bre gafil Müslüman! Sen beni ‘Kâfir oldun, Deccal oldun, Salman Rüşti oldun’ falan diye terörize ederek susturacağını mı sanıyorsun? Senin idraksiz, şuursuz ve saplantılı dindarlığının ürettiği bu şapşal ithamlardan tırsıp, o 17 günahsız küçük kızın hesabını soramayacağımı mı zannediyorsun? Senin sorumsuzluğuna, vurdumduymazlığına, ahlaksızlığına, çarpık kader anlayışına da şiddetle karşı çıkacağım elbet.” “Galiba sen beni 17 küçük kızın ölümünün sorumluluğunu, ‘Bütün suç tüpçüde!’ şeklindeki manşetiyle tüpçüye yükleyen, ahlaksızlığı kendisine şiar edinmiş ‘Vakit Gazetesi’ tayfasındakilerle karıştırıyorsun. Sakın karıştırma!” “Unutma ki, onların işlerine ya ‘sütçü’ karışır, ya ‘tüpçü.’ Daha önce, ‘İslam davası’ (!) adına küçük bir kız çocuğunun tâciz edilmesine sahip çıkan zihniyet, ‘İslam davası’ adına 17 küçük kızın enkaz altında can vermesini tabii ki tüpçüye ya da sütçüye yükler. Onlardan başka ne beklenir ki?” “Birileri çaresizlik ve yoksulluk içinde çırpınan köylülerin kızlarını, ‘Kuran öğreteceğiz’ diye evlerinden alıp götürecek. Ancak, o kızların can güvenliğini sağlayamayacak. Barınma koşullarını yerine getirmeyecek. Doğru dürüst hiçbir önlem almayacak. Sonra bir gün, sabah namazı vakti, kızların barındırıldığı bina korkunç bir gürültüyle çökecek. 17 kız o binanın enkazı altında can verecek. Ve ben de, bu durum karşısında, ‘Bu kızlar orada Kuran öğreniyordu... Namaza kalkmışlardı... Bu yüzden onlar şehit olmuştur... Ne mutlu onların anne ve babalarına’ diye yazacağım, başka da bir şey yazmayacağım, öyle mi?” “Ben onlara ‘şahadet şerbeti içirmek’ yerine, neden önlem alınmadığını, neden denetimsiz kurs açıldığını, neden izinsiz iş yapıldığını, neden koruma altında tutulan küçük kızların can güvenliklerinin sağlanmadığını sorarım.” “Bir şey daha var ey gafil Müslüman. Sen zannediyor musun ki, Konya’nın o kuş uçmaz kervan geçmez bölgesinde ‘yurt’ adı altında kaçak Kuran kursu açan o adamlar, salt ‘Kuran öğretmek’ gibi kutlu bir işe soyunmuşlardır. Sen zannediyor musun ki, adamların tek amacı, Allah rızasını kazanmaktır. Eğer öyle olsaydı. ‘Kuran öğreticiliği’ gibi dokunulmaz bir gücü ellerine alıp, türlü çeşitli politik oyunlar çevirmezlerdi. Sen "o cemaatin kaç liderinin, kaç partiden milletvekilliği kaptığını biliyor musun? Düne kadar Demirel’in, Mesut Yılmaz’ın, Erbakan’ın listelerinin en tepesine oturan bu adamların, şimdi AKP listelerinde yer bulabildiğinden haberdar mısın?” 

“Küçük köylü kızlarının cesetlerinin üzerinden yürütülen bu kirli güç mücadelesine neden destek verecekmişim ki? ‘Bütün suç tüpçüde’ diye yazıp ‘İslam mücahidi’ olacağıma, alınmayan önlemlerden zerre kadar söz etmeyip, ‘Şehit oldular’ diye etliye sütlüye dokunmayan başlıklar atıp, ‘Bu Ahmet Hakan ne kadar takva sahibi bir adamdır’ diye takdir kazanacağıma, hesap sorarak ‘Deccal’ olmayı yeğlerim.” (Hürriyet, 4 Ağustos 2008) 

 

Allah ile aldatmanın havuzuna yıllarca sadakat ve gayretle su taşımış bir kalemin isyanı var bu satırlarda. Sürüp giden insanlık dışı aldatmaya artık o bile dayanamamış.

 

Bir isyan da ‘Allah ile aldatmanın bir tür saltanat partisi olan AKP’nin 22. Dönem milletvekili ve Diyanet İşleri Eski Başkanı Tayyar Altıkulaç’tan. Altıkulaç, 18 kişinin ölümüne sebep olan kaçak Kur’an kursu faciası üzerine verdiği demeçte Allah ile aldatmanın hangi kerteye getirildiğini ve nasıl himaye gördüğünü ürpertici cümlelerle şöyle anlatıyor:

 “Böyle izinsiz faaliyetlerin yaygınlaşacağını biliyordum. Uyardım ama dinlemediler. İzinsiz Kur’an kursu açanlara verilen cezanın hafifletilmesi ile bu faaliyetlerin daha da yaygınlaşacağı ve önüne geçilmez hale geleceği endişemi paylaşarak arkadaşlarımı uyardım, dinlemediler. Konya bir olaydır. 18 can gitmiştir. Elinizi vicdanınıza koyarak gerekeni yapın.”  

“Bu gizlilik niye? Türkiye’de Kur’an kursu açmak ve öğretmek yasak bir iş değil; devletin güvencesi, Diyanet ve Milli Eğitim’in denetimi altında bütün genişliğiyle yapılabilen bir faaliyettir. Bir kısım faaliyetler bu şemsiye dışında yapılmak isteniyorsa bunun başka nedenleri vardır. Bu nedenler üzerinde her vatandaş gibi devletin de tüm yetkililerin de durması gerekir. Bir kurs, bir pansiyon niçin izinsiz açılır? Mülkî idare buna niçin göz yumar; siyasetçiler niçin bu insanlara göz kırparlar? Mezhep ve meşrebimiz, sempati duyduğumuz cemaat ya da tarikat ne olursa olsun, maksat, masum bir çerçevede insanımıza din eğitimi vermekse bu gizliliğin anlamı ne?”

 

 (Hürriyet, 4 Ağustos 2008) Yaşar Nuri Öztürk

Vay babam benim "Kızlarımız barda,köpük banyosunda ölmedi" YORUMLAR

Kur'an'nın elbette kaçağı olmaz lakin kaçak yapılaşma gibi kaçak (açık) cemaatleşme,kimlikleşme var belli ki..akıl yürütmektense her şeyi Allah'a havale eder tavrımız oldukça daha çoook patlar ortalığımız,ölür çocuklarımız.

kaptan hook - vatan okuru

Vay babam benim "Kızlarımız barda,köpük banyosunda ölmedi" YORUMLAR

yücerabbim kuranı insanlara indirdiğinde oku ve anla demiş rabbini anla doğruyu anla peygamber efendimizde insanlık için doğruları yapmış insanlara örnek olmuş hadisleri sünnetlerini davranışlarını okurken peygamber efendimizin hiç böyle bir zihniyetle yaklaştığını peki bu zihniyet hangi zihniyet?

feride yeniceli - Vatan okuru

Vay babam benim "Kızlarımız barda,köpük banyosunda ölmedi" YORUMLAR

Allah insana beyini süs olsun diye vermedi..İŞTE AKP'ninde istediği tam olarak BU DÜŞÜNCEYE yapısına SAHİP yani;düşünmeyen;sormayan;SORGULAMAYAN hatta yalnızca BİAT eden..herseyi Allah'a havale ederek olaydan sıyrılan,NE YAZIK Kİ!!HAKKINI ARAMAYAN İNSANLAR TOPLULUĞU..çok acı ama gerçek..!!

semra aydınn - Vatan okuru

Vay babam benim "Kızlarımız barda,köpük banyosunda ölmedi" YORUMLAR

Bu zihniyet; çirkin bir sömürü düzeninin ürünü. İnsanların akıllarına kilit vurup,din köleliğine mahküm eden din tacirlerin eseri. Her türlü haksızlığı,ihmali ve hilebazlığı hoş gsteren bir görüş gercek dinle hiç ilgisi yok.Umarım bin yıllık orta çağ karanlığına sürüklenmeyiz. hulya

Hülya özdemir - Vatan okuru