| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )
Burada yer alan yorumların sorumluluğu yorum sahiplerine aittir.Bu blogun görüşlerini değil direk yorum yapan kişilerin görüşlerini yansıtmaktadır.Ve bu yorumlar internetten çeşitli sitelerden derlenilmişlerdir... Burada yer alan yorumlardan dolayı blogumuz hiç bir sorumluluk üstlenmemektedir.Gerekli hallerde yorum sahipleri veya ilgili kişilerin müracatları sonucu herhangi bir yorum blogdan silinecektir...

YORUMDAR

52 "türkiye" etiketi kullanan gönderi (sayfa 1)"türkiye" etiketi kullanan diğer içerikler resimler , videolar

Devlet 350 milyon TL YORUMLAR

PEYNİR EKMEK GİBİ YEŞİL KART DAĞITACAKLARINA, ADAM GİBİ PRİMLERİNİ YATIRANLARI KORUSUNLAR. BUNLARIN YAPTIĞI NE ADALETE NE DE HUKUKA SIĞAR. BEN KALP HASTASIYIM, EMEKLİ MAŞIMIN YARISI İLAÇ PARASINA GİDER. ALLAH BİLİĞİ GİBİ YAPSIN ONLARI.

hulisi akkurt - hürriyet gazetesi okuru

Devlet 350 milyon TL Yeşil Kart borcu taktı, eczacılar ilacı kesti

2 Şubat’tan itibaren ilaç ödemeleri sosyal güvence kapsamından çıkacak, ilaç paralarının cepten ödenmesi gündeme gelecek. Çolak, Sağlık Bakanlığı, Maliye bakanlığı ve SGK ile sorunların çözümü için birçok adım attıklarını söyleyerek , "Yeşil Kart ödemelerinde 2007’den devreden alacakların miktarı 350 Milyon TL Konsolide bütçe ve Yeşil Kart geri ödeme sürelerindeki bu gecikme ve ödemelerde yaşanan diğer sıkıntılarla eczaneler ticari riskin altına sokulmaktadır" dedi.

Çolak, taleplerini ise şöyle sıraladı: "Muayene ücretinin eczaneler aracılığıyla tahsili uygulamasının sonlandırılması, Türk Eczacıları Birliği’ne verilen sözleşme yapma yetkisinin mutlak olarak tanınması, 6197 sayılı yasa değişikliğine ilişkin yasa tasarısından eczacı-eczacı ortaklığının geri çekilmesi, avans uygulamasının hayata geçirilmemesi, yüzde 100 ödeme yapılması, kamu kurum ıskontoları yükünün eczacı üzerinden kaldırılması, eczanelerin 1’inci basamak sağlık kuruluşu olarak değerlendirilmesi, reçete dağıtım sisteminin devamı, hastanelerde eczacı istihdamı sağlanması, günübirlik tedavi uygulamasının kaldırılması ile reçete onay sisteminin kesintisiz ve verimli çalışmasının sağlanması gerekmektedir."

Memur ve Yeşil Kartlı ayakta tedavide 3-10 TL pay ödeyecek

2009 Yılı Merkezi Yönetim Bütçesi ile uygulamaya konan, memurlar ve diğer kamu görevlileri ile yeşil kartlılardan tedavi katılım payı alınması uygulamasıyla ilgili esaslar belirlendi. Buna göre, memurlar ve bakmakla yükümlü oldukları kişiler ile yeşil kartlılar, ayakta tedavilerinde hekim ve diş hekimi muayenelerinde, protez, ortez ve tıbbi malzeme kullanımlarında ve yardımcı üreme yöntemi tedavilerinde katkı payı ödeyecekler. Muayene katılım payı, ikinci basamak sağlık kurumlarında 3 TL, eğitim ve araştırma hastanelerinde 4 TL, üniversite hastanelerinde 6 TL, özel sağlık kurum ve kuruluşlarında ise 10 TL olarak uygulanacak. Birinci basamak resmi sağlık kuruluşlarında yapılan muayene ile aile hekimliği uygulamasına geçilen illerde aile hekimi muayenelerinden katılım payı alınmayacak. Acil poliklinik muayene ücreti de katılım payına dahil olacak.

 

hürriyet gazetesi

Emniyet bu görüntüyü savundu! YORUMLAR

Bu müdürün kendi çocuğu yok herhalde, 22 yaşında bir gence, gözünü kırpadan kurşun sıkan bu serseri katile resmen müsamaha gösteriliyor. O öldürülen çocuk sizin kendi çocuğunuz olsaydı yine kelepçe vurmazmıydınız, yine arkasını sıvazlayanları hoşgörüyle karşılarmıydınız, yine muhabirlere çamur atarmı

Hayri Manavoğlu - Vatan okuru

Polis vurduğu gencin ölmesini izledi! YORUMLAR

arkadaş dayanışması öylemi peki o pskopatı cezaevine kahraman gibi ugurluyan memurlardan birinin kardeşini biri böyle pskopatça öldürse acaba o öldüren cezaevine giderken eş dostuyla sarılmasına müsade edermiydiniz sayın emniyet yetkilileri

Mehmet mehmet - Vatan okuru

Polis vurduğu gencin ölmesini izledi! YORUMLAR

Artık iş bulmakta güçlük çeken gençleri sorun yaratmasınlar diye kadroya katan emniyetin bu politikasının ne denli yanlış olduğu ortada... Ego tatmini yaşayanları tespit edip derhal kadro dışına çıkarmalılar.

Bahar Öztürk

Dehşet saçan polis için uzmanlar ne dedi

UZMAN GÖRÜŞÜ


Arif Verimli Psikiyatr-Yeditepe Üniversitesi :

Ağır gidiyorum diye silahlarıyla tehdit ettiler

Bu olayın asla küçümsenmemesi, münferit olarak değerlendirilmemesi gerekir. Burada polis olanların yeterli psikiyatrik muayeneden geçmemiş olmasının getirdiği bir sonuç var. Polis adayının en az üç psikiyatrın olduğu bir kuruldan geçmesi gerekir. Yani psikopat biri daha işin başındayken ayıklanmalıdır. Yaşadığım olayı anlatayım. Bir yıl önce İncirlik’e giderken yolun sağından ağır gidiyorum diye aracı sağa çekmem istendi ve 3 çevik kuvvet üniformalı genç delikanlı arabalarından inip yanıma geldi. İkisi silahını kılıfından çıkarttı yüksek sesle “Sen ne yapıyorsun?” diye sordu. Bunu İstanbul’da ben yaşıyorsam, bir vatandaş daha ağırını yaşar. Çevik kuvvet ve toplum polislerinin tecrübe ve eğitimlerinin yetersiz olduğunu düşünüyorum. Önemli bir kısmı üniformayı giyince kanunsuz ve sınırsız bir güce sahip olduklarını düşünüyor.

Hasan Yücesan Emekli Emniyet Müdürleri Dern. Bşk. : Polisin eşini gece çıkaracak parası bile yok

Polisler bunalımda. Maaşları çok düşük. Ceplerinde para yok. Evine ekmek götüremiyor. Karısını alıp bir yere gidemiyor, eşiyle başbaşa dans ederken göremezsiniz çünkü parası yoktur. Ülkedeki tüketim çılgınlığının içinde eşi ve çocuklarının ihtiyaçlarına cevap veremeyen polis komplekse girebilir. Yeterli oranda izin kullanamadığı için sosyal ilişkilere de giremez. Ayrıca terörle mücadelenin yaşandığı bir ortamda polisler resmi kıyafetleriyle terör örgütlerinin direkt hedefidir. Bu bile üzerlerinde bir baskı oluşturur. Bütün bu yaşananlar polisi bunalıma sokar. Ayrıca polis memurlarına psikolojik test de uygulanmıyor. Ben 41 yıllık görev süremde böyle bir teste tabi olmadım. Böyle bir uygulamaya da rastlamadım.
Vatan

Emniyet bu görüntüyü savundu!

ktlpo İstanbul Emniyet Müdürlüğü, durduk yerde cinayet işleyen polis Mustafa Atasoy’a Adliye çıkışı yapılan farklı muameleyi görüntüleyen gazetemize yönelik açıklama yaptı. Tutuklama kararının ardından Atasoy’a kelepçe bile takılmamış, meslektaşları sırtını sıvazlayıp “Geçmiş olsun” diyerek cezaevine uğurlamıştı. Emniyet’in açıklamasında, Bahçelievler’de polis memuru Mustafa Atasoy’un silahının kavga sırasında yaşanan boğuşmada patladığı ileri sürülerek şunlar kaydedildi:

“Son günlerde yazılı basında polise yönelik objektif olmayan haksız, yalan, yanlış ve hakarete varan, muhabirlerin şahsi değerlendirmelerine bağlı olarak haber adı altında polisi yıpratıcı haberlere yer verilmektedir. Murat Atasoy, memur olduğundan ve kaçma şüphesi bulunmadığından kelepçe takılmamış, arkadaşları tarafından sarılarak cezaevine uğurlanmasının arkadaş dayanışması olarak değerlendirilmesi gerekir. Neticede polis de bir insandır. Kusuru var ise adli-idari sistem içerisinde soruşturularak, adalete tevdi edilmekte ve yargının vereceği kararı beklemek gerekmektedir.”

Polis vurduğu gencin ölmesini izledi!

İstanbul Bahçelievler’de mahallesindeki bir genci sokak tartışmasında öldüren çevik kuvvet polisi Mustafa Atasoy’u bölge sakinleri ve olayı görenler anlatıyor

Ağabeyi olarak saydığı 23 yaşındaki Fatih Cem İnci’yi gözleri önünde yitiren arkadaşı Recep Şelte olay anını şöyle anlattı: “Fatih Abi’yle birlikte sokağın aşağısında bulunan parktan evimizin bulunduğu sokağa yürüyorduk. Bu sırada Fatih, kaldırım kenarında bulunan karton bir kutuya tekme attı. Kutunun içinden pislik çıktı. Pislik dağılınca Fatih Abi’nin ağzından ” Hep böyle pislikler de beni bulur “ diye bir cümle çıktı. O sıra biri arkadan bağırdı.

 

‘Hemen silah çekti’

Sivil kıyafetli biriydi. Bizi tehditkar şekilde yanına çağırıyordu. Fatih gitmeyince arasında sözlü atışma başladı. Polis olduğunu hiç söylemedi. Fatih Abi’ye ’Sarhoştur gidelim’ dedim. Tam döndük gidiyorduk ki ’Kaçmayın lan, vururum yoksa’diye silahını çekti. Fatih Abi ’Sen kim oluyorsun?’ diye üzerine gitti. Silahını bize doğrulttu. Fatih Ağabey silaha elini atmaya çalışınca silahını ateşledi.

“Kaçma bir yere benimsin”

 

Sağ elinin serçe parmağını kopartan kurşun karnına isabet etti. Önce kaçmaya çalıştık sokağın yukarısına doğru koşmaya başladık. İki bina arasına girdiğimizde Fatih Abi yere yığıldı. Vuran polis arkamızdan yetişti bu sırada. Beni de kolumdan tutarak ’Kaçma bir yere, benimsin’dedi. 20 dakika Fatih ayaklarının arasında kan kaybetti. Çevreden yardım etmek isteyenleri yanımıza yaklaştırmadı. Beni de silahla tehtit ederek bırakmadı. Sonra bir yerleri aradı ’Adam vurdum şuradayım gelin beni alın’ dedi. Polis ekipleri ile birlikte ambulans da geldi. Beni de alarak karakola götürdüler. Fatih Abi’yi hemen hastaneye yetiştirseler ölmezdi.

 

Keyfi üst baş araması yapardı

Mahalle sakinlerinden Serkan Geyik (16) ise parkın üst tarafında oturan polis memuru Mustafa Atasoy’u tanıdıklarını, kendisinin bazı zamanlarda parka inerek sivil şekilde insanlara keyfi kimlik kontrolü ve üst araması yaptığını ileri sürdü. Geyik “Polis memuru Atasoy’u mahalle halkı tanıyor. Evi hemen parkın üstünde. Bir polis arkadaşıyla kalıyor. Evde Azeri uyruklu kadınlar da görüyoruz. Uzun süre kalıyorlar” diye konuştu.

 Ambulans yarım saatte geldi

Cemal Dağlar isimli görgü tanığı olayın hemen ardından çocukların uyarısı üzerine Fatih Cem İnci’nin kavga ettiğini duyar duymaz olay yerine koştuğunu belirterek “Gittiğimde Fatih yerde yatıyordu. Baygın vaziyetteydi. Polis elinde silahıyla kimseyi yanına yaklaştırmıyordu. ’Bırak hastaneye götürelim’dedim. ’Babası gelsin’dedi. ’Ben babasıyım’ dedim. Vermedi, inanmadı. ’Nasıl insansın sen bari ambulans çağır’ dedim. Arkadaşlarıyla konuştu. Ambulans yarım saat sonra geldi. Erken alabilseydik Fatih’i belki de ölmeyecekti.”

Bodrum Tuba'yı konuşuyor

Dizilerin aranan oyuncusu Tuba Büyüküstün, Bodrum tatilinde objektiflere yakalandı.

 tubaby

Kanal D'nin ilgiyle izlenen dizisi "Asi"nin başrol oyuncusu Tuba Büyüküstün, Bodrum sahillerinde fırtına gibi esiyor. Düzgün fiziği ve yalın güzelliğiyle dikkat çeken genç oyuncu, Eda Taşpınar ve Ivana Sert'in tahtını sallayacak gibi

Cari açık IMF programının yan ürünü olarak ortaya çıktı


  
 
IMF ile uygulanan programın Türkiye’nin cari açık sorununun çözmediğini belirten Devlet Bakanı Mehmet Şimşek, "Tam aksine cari açık, IMF programının bir yan ürünü olarak ortaya çıkmıştır. Yüksek tüketim ve yatırım harcamaları cari açığı artırmıştır" dedi.

EKONOMİDEN sorumlu Devlet Bakanı Mehmet Şimşek, mevcut çerçeve içerisinde, "sadece bütçe disiplinini koruyun" şeklindeki yaklaşımla cari açık sorununun çözülemeyeceğini belirterek, "Cari açığın çözülebilmesi için rekabetin önündeki engelleri azaltmamız ve beşeri sermayenin kalitesini artırmamız lazım. Bu yaklaşımlar ise IMF’nin tipik Ortodoks çerçevesinde yeri az olan unsurlardır" dedi.

Kalıpları belli

Şimşek, Anadolu Ajansı’nı ziyaretinde, uyguladıkları orta ve uzun vadeli politikaların amacının, ülkenin uzun vadeli kazanımlarını amaçladığını belirterek, "IMF’nin kalıpları bellidir. Piyasalar, kurala dayalı, öngörülebilir politika çerçevesini tercih eder, o nedenle, IMF programının bir katkısı olacağını düşünürler. Piyasaların yaklaşımları, genelde kısa dönemli kazanımlara yönelik sığ yaklaşımlardır" dedi. IMF programından çok iktidarın program uygulamadaki kararlılığının önemli olduğunu vurgulayan Şimşek, "Türkiye’de bugün bir IMF programı yok, ama bütçede fazla var. Genel bütçe, yılın ilk altı ayında fazla vermiş durumda. Yılın tümü için öngörülen açık 18 milyar YTL düzeyindeydi" şeklinde konuştu. Enflasyonda bir yukarı doğru çıkışın olduğunu, ancak bunun para politikasının gevşek olmasından kaynaklanmadığını belirten Şimşek, "tam aksine, Türkiye’de sıkı bir para politikası var, reel faizlere ve sıkılaştırmalara baktığınız zaman diğer gelişmekte olan ülkelere kıyasla daha sıkı bir para politikası uyguladığı görülür" dedi.

IMF cari açığı çözemedi

IMF programının, Türkiye’de cari açık sorununu çözmediğine dikkati çeken Bakan Şimşek, "Tam aksine cari açık, IMF programının bir yan ürünü olarak ortaya çıkmıştır. Yüksek tüketim ve yatırım harcamaları cari açığı artırmıştır" dedi. Şimşek, IMF ile ilişkilerin geleceği konusunda da şunları söyledi: "Piyasa yaklaşımları kısa dönemli yaklaşımlardır. Biz Orta Vadeli Mali Çerçeve’yi (OVMÇ) sunduk. Bütçe performansımız ortada, para politikası uygulamaları ortada. Bütün bunlara rağmen, biz IMF ile bir İhtiyati Stand-By anlaşmasına yönelik teknik bir çalışmayı yürütüyoruz. Teknik çalışmayı belirli bir seviyeye getirdiğimiz zaman bunu açıklarız. Ne kadar iyi tasarlanırsa tasarlansın, hiçbir program, reformcu ve güçlü bir Hükümetin yerini tutamaz. Esas olan Hükümetin, uzun soluklu, popülizm tuzağına düşmeden, ülkenin genel dinamiklerini iyileştirmeye yönelik atacağı adımlardır. Bu adımlar da genel, orta ve uzun vadeli adımlardır."

Yeni bir vizyon

Türkiye’nin, yapısal sorunlarına kalıcı çözümler getirmesi gerektiğini ifade eden Şimşek, 1994 ve 2001 yılında yaşanan sorunların, kolaycı çözüm olmadığının somut bir göstergesi olduğunu kaydetti. Şimşek, bütün bunlara rağmen, "biz eğer, risk profilimizin iyileşmesinde bir katkısı olacaksa, ülkemiz için anlaşma yaparız. Bu anlamda teknik çalışmalar zaten sürüyor" dedi. Şimşek, "Birşey daha söylüyorum, Türkiye’nin temel sorunlarının çözümünde, bu (IMF) programların katkısı olabilir ama Türkiye’nin esasen orta ve uzun vadeli, 4-5 eksen üzerine kurulu yeni bir vizyon ve yeni bir programla yoluna devam etmesi gerekir" ifadesine yer verdi.

2001 krizinde IMF programı yok muydu

IMF’nin varlığının, piyasalar açısından kısa vadeli bir rahatlama unsuru olarak görülebileceğini belirten Mehmet Şimşek, IMF olsun olmasın, esas faktörün, programın sahiplenilmesi ve kararlı bir şekilde uygulanması olduğunu ifade ederek, "2001 yılındaki krizde IMF programı yok muydu ?" şeklinde konuştu. FDF’nin, borç dinamikleri çok kötü ülkeler için önemli bir çıpa olduğunun altını çizen Şimşek, Türkiye’de ise borcun milli gelire oranından çok, orta ve uzun vadeli ekonomik kazanım konusunun önemli olduğunu kaydetti. Bir soru üzerine Şimşek, Anayasa Mahkemesi kararının hemen arkasından, piyasaların olumlu tepki verdiğini, daha önemlisi, birçok yabancı firmanın, Türkiye’de yatırım yapma konusunda yoğun olarak ilgilenmeye başladıklarını kaydetti.

Almanya’da İngiltere’de faiz dışı fazlayı bilen yoktur

DÜNYA Bankası ile 4 yıllık 6.2 milyar dolarlık program anlaşmasını imzaladıklarını hatırlatan Mehmet Şimşek, Dünya Bankası programının içerik olarak çok daha zengin ve yapısal reformlar üzerine odaklandığını bildirdi. Şimşek, Dünya Bankası ile sosyal güvenlik, eğitim ve işgücü piyasası gibi yapısal konulara ağırlık vererek, uzun dönemli ve kalıcı bir programa yönelik anlaşma yaptıklarını da ifade etti. Şimşek şöyle devam etti: "IMF, ’Faiz Dışı Fazla (FDF) şöyle olacak’ der. Gidin bakın, Almanya’da İngiltere’de, FDF’yi kimse bilmez. Türkiye’de de, faizi hariç tutarak bakmak dönemi bence geride kaldı, yani genel dengeye bakılacak. Çünkü genel denge çok daha önemli"

Güçlü bir hükümet programdan önemli

MEHMET Şimşek, hiçbir programın (IMF programı) güçlü ve reformcu bir hükümetin yerini alamayacağının ortada olduğunu belirterek, "Son 2 program hedefine ulaştı. Programların başarılı bir şekilde bitmesinin yanında önemli sonuçlar da elde edildi" dedi. Şimşek, "Bizden önce yapılmış 17 tane program var, bu programların kalıcı kazanımlar edindirmediği ortada. Eğer bu son 2 program çerçevesinde Türkiye, önemli bir değişimden, gelişimden geçtiyse, bir takım kırılganlıklarını azalttıysa, bunda hükümetin bunu sahiplenerek, arkasında güçlü bir iradeyle durması vardır. Yani keramet hükümetin kararlı uygulamalarında" diye konuştu.

FT: Dolar, TL’ye karşı yüzde 53 yükselmeliydi

TÜRKİYE, Meksika ve Brezilya gibi önemli yükselen ekonomilerin para birimlerinin dolara karşı aşırı biçimde değer kazandığına dikkat çekiliyor. Financial Times gazetesi, "Türk lirası dolara karşı yüzde 45.5 değer kazandı. Halbuki paritenin korunması için doların yüzde 53.7 oranında yükselmesi gerekirdi" diye yazdı. Ekonomi gazetesi Financial Times, Yatırım Editörü John Austers imzalı analizinde düşük faizle borçlanarak yüksek getiri sağlayan araçlara yatırım yapılması anlamına gelen "carry trade"nin yükselen piyasalara devam eden ilgisine vurgu yaptığı haberinde doların Türkiye ve Meksika gibi ülkelerin para birimlerinin dolara karşı kazandığı değere dikkat çekiliyor. Bu çerçevede gazete, Meksika’nın enflasyona karşı mücadele edebilmek amacıyla faiz oranlarının yüzde 8’yi bulduğuna bunun da "carry trade" yapanlarına cazip geldiğini kaydetti. Gazete ayrıca, bir doların artık 10 Meksika pesosunun altında işlem gördüğüne, halbuki, satın alma gücü paritesinin korunabilmesi için doların pesoya karşı 2002 yılından beri yüzde 18.7 oranında değer kazanması gerektiğine dikkat çekti. Faiz oranlarının yüzde 13 ve yüzde 16.75 düzeyinde seyrettiği, Brezilya ve Türkiye gibi diğer yükselen piyasaların da, yıllarca "carry trade" yatırımcılarını çektiğini belirten gazete, Brezilya’nın para birimi realın, 2002 yılından beri dolara karşı yüzde 142 oranında değer kazandığının altını çizdi. Financial Times Türkiye konusunda "Realdan farklı olarak ham madde ihracatı ile güçlendirilmiş olmayan Türk Lirası ise, dolara karşı yüzde 45.5 değer kazandı. Paritenin korunması için ise, doların yüzde 53.7 oranında yükselmesi gerekirdi" diye yazdı.